Enver’in en mutlu anları sadece sporda değil, kendi haline bırakıldığında evde vakit geçirmeyi tercih ediyor. “Şu saatte evden çıkmam gerekiyor mecburiyetimin olmaması beni mutlu ediyor. Keza alarmsız uyanmak da öyle. Ama iki gün evde otur desen hayatta yapamam” Geçtiğimiz ay vizyona giren Kardeşim Benim’in lansman dönemi, yeni dizinin çekimleri, bir yandan tiyatro derken bu yoğun tempoda bile iki gün evde oturmak neden fazla gelir ki insana diyorum, “Sevdiğim bir mesleği yapabiliyor olmaktan güzel ne var. Hem hiç boş durmayı seven biri değilim” diyor.

Sıra yeni başlayacak dizisi Kış Güneşi’ne geldiğinde gözleri parlıyor. “Şükrü’yle (Özyıldız) çalışıyoruz. Yeni tanışmış olsak da birbirimizi uzun zamandır tanıyormuş gibiyiz.
Bir de şöyle bir farkındalık var artık hayatımda. İş yaptıkça, yaşın büyüdükçe karşına daha önceden çalıştığın insanlar çıkıyor. Asistanların yaşı senden daha küçük oluyor. Erken yaşta başlamak hem insanın kendisine hem de çevresine bu işte çok fark katıyor.
Vazgeçemediği şeyler var
Enver’in vazgeçmediği şeyler de var hayatında, mutluluğun peşindeki yolculuğu ve hiç azalmayan umudu. Zorlukları dert edinmemenin kendince yollarını bulmuş. Birçoğumuz için hayalleri daha da ciddiye alma zamanıdır otuzlar. Otuz bir yaşındaki oyuncu bu konuda da bir istisna: “Hayalci ya da hedefleri peşinde kendini hırpalayan biri değilim. Geldiği kadar kabulümdür, tabii ki çok mutlu olurum aklımdan, kalbimden geçen şeyler olursa. Hiç aklımda yokken yaşadığım harika şeyler karşısında hep şunu söylerim kendime: Bu benim bir hayalim olabilirmiş ve gerçek oldu şu anda. Başıma gelen güzel şeyleri hayatın sürprizleri gibi kabul etmenin verdiği mutluluk bir başka”
Yazı: Merve ARKUNLAR
Fotoğraf: Ekin ÖZBIÇER