Temiz Magazin
18 Mayıs 2024

27 yıllık tecrübesiyle Seyhan ERDAĞ yönetiminde sadece Temiz Magazin!

Seyhan Erdağ yazdı: Neden ekranda yokum?

Gündem
04 Ocak 2024
Seyhan Erdağ yazdı: Neden ekranda yokum?

 

Magazin haberciliğinde bu kadar bilinirlik, tanınırlık, güven ve inanılırlık olmasına rağmen neden ekranda yokum? 
Seyhan Hanım sizi neden ekranda görmüyoruz? Yaaaaa gerçekten neden ekran yoksunuz? En çok duyduğum cümleler, sorular... 

 

Kendi isteğimle yokum...

Bu dinginlik, şu an çalıştığım kamera arkası ve hayatımdaki insanlarım beni mutlu ediyor, gurur veriyor bana...

Hayal ettiğim bir zaman dilimini yaşıyorum pandemiyle birlikte gelen. Okul ve iş hayatım boyunca erken kalkma sorunu olan ben, haftanın en az 6 günü "Allahım istediğim saatte uyanmayı diliyorum" derdim. Eğer lüksten sayarsanız, pandemiden itibaren artık ben "istediğim saatte uyanıyorum" :)))

 

Bilmeyenler için küçük bir detay vereyim: Tv8'den ayrıldıktan sonra, "artık röportaj yapmayacağım dememe" rağmen, kısa bir Kanal 7 macerası yaşadım  3 ay kadar.

Sokaklarda, billboardlarda kendimi görmek gururumu okşadı ama, ödenmeyen maaşlar, önceden isimleri vermemize rağmen, ekrana çıkacak ünlülerin isimlerine tepkiler, yasaklar yasaklar bitmeyince, reytingleri bahane edip yollarımızı Kanal 7 yönetimiyle ayırdık...

Neden ekranda yokum? Bunun pek çok sebebi var...
Çoğu tv kanalı, agresif yorum istiyor. Zaten gerçeklerin içinde de agresyon var; çünkü gerçekler, doğrular genellikle acı ve hiçbir ünlü gerçekleri duymak istemiyor. 
Örnek mi?

İlk aklıma gelenler: Hadise'nin yılbaşı günü göğüslerini açtığı fotoğraflara "ay ne kadar yakışmış ne modern olmuş" diyemeyeceğime göre, İngiltere İstanbul arasında yaşamını kurmuş Bergüzar Korel'e, ilk çalıştığı sette sürekli sürekli yakınma yapınca "Ya haklı kadın çok yoruluyor bir de üzerine 3 çocuk" diyemeyeceğime göre, bırakın bu kadar spesifik mevzuları, "Hanımefendi modacınız size hep aynı kostümleri dikiyor, hepsi birbirinin aynı gibi biraz farklı olun" bile diyemediğimiz bir magazin dünyası içindeyiz...

Sürekli yalanlama içinde ünlüler. Habercilik neredeyse "hayır ben yalan söylemiyorum" durumuna dönüştü uzun zamandır!

Buşra Pekin örneği, çok sevdiğim biridir, ama yüzü tamamen estetik dokunuşlarla değişmişken, haber yaptığınızda "yüzümde bir şey yok yüz bantı kullanıyorum" diyor :))) 

İnanılacak gibi değil magazin haberciliği... 
Ünlü kişilere gerçekleri söyleyince, kötü kişi oluveriyorsun hemen. 
Ama kötü derken, kötünün de en dibi... 
Gelsin sosyal medyada aşağılamalar, sahte hesaplarla hakaretler... 
Daha daha ileri gidersen, mahkemeler... 
Hatta hatta isim vermeden yapılan tuhaf paylaşımlar gelsin, laf sokmalar gelsin... 

Peki ya iyi yorumlar?
İyi yorum yapınca ne oluyor?
48 beden olan ünlü kişi, kendisini özel fotoğrafçısına 36 beden yapacak, sen ekranda onun güzelliğini övüp,  konserinin başarısından bahsedeceksin, beğenilmeyen ve izlenmeyen filme 'muhteşem iş' diyeceksin, ünlü hatuna ve modacısına 'çok şık böyle şıklık görmedim' diyeceksin, söylenilen yalanları unutacaksın, hatırlatma yapmayacaksın, 'ama sen böyle demiştin' demeyeceksin... 

 

Bunları yapınca da gelsin yine sosyal medyada aşağılamalar, sahte hesaplarla hakaretler...
Nasıl mı? 
Yaptığın yorumdan rahatsız olan rakip ünlü, yine sahte hesaplarla sana demediğini bırakmayacak, hatta hatta rüşvet bile almış olacaksın bu övgüler nedeniyle, öyle ithamlar.... 
Sosyal medya kullanıcılarının hakaretlerini, aşağılamalarını saymıyorum bile... Çünkü onlar zaten hiçbir şeyi sevmiyorlar, onlar için her şey kötü ve iğrenç.. 

Yani iyi yorum yapsan da, doğruları söylesen de her türlü hakaret, her türlü sorunun içindesin...

 

Bir de rahatsız olma durumu var...
Birisi muhakkak senden rahatsız olur. Seni sevmez, istemez. 
Bunları da yaşarsın...
Tv8'den ayrıldıktan sonra YouTube'de röportaj yapayım dedim, baktım röpörtajlarım alınmış, ekranda programlarda kullanılmış, beni atmışlar görüntüden :) Hatta şimdi polemik olmasın isim vermeyeyim, YouTube röpörtajımı alıp kullanan bir sabah programı, beni davet edip röpörtajın üzerine sohbet bölümünde o ünlünün basın danışmanını programa davet etti ve benim röpörtajımı alıp yayınladılar! İnanılır gibi değil ama, gerçek!

"Seyhan seni sevmiyordur" diye aklınızdan geçiyorsa, çürüteyim o düşüncenizi: "Beni sevmiyorsa neden röpörtajım ekranda?" 
Ne yapayım? 
Ekran görüntüsü alıp da car car bağırayım mı? 
"Hadi bize yakışmaz" diyorsun, oturuyorsun... 

 

İşte bu genel durum içerisinde, tüm bu gerçekleri bilirken, idrak etmişken, içime sindirmişken; şimdi ben niye kulis yapıp da, orayı burayı arayıp ya da aratıp, ekranda neden yokum diyeyim? 
2 yıldır ekranda yokum... 

 

İşte bu ve daha pek çok sebeplerden ötürü yokum. 
İnsan sorunu nedeniyle yokum kısacası...  
Ben istemeden agresif olamam, istemeden elimi havaya kaldıramam, işin içinde gerçekler varsa ucunda ölüm olsa doğruyu söylerim, o zaman da neydi atasözü: "Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar"dı... 

 

İşin bir de kulis tarafı var. Benim çok duyduğum ama uygulamadığım... 
Kulis yapacaksın, rica edeceksin, rica ettireceksin, araya birilerini sokacaksın, bla bla bla, uğraşacaksın da uğraşacaksın... Ekranda programları başlasın diye, hangi ünlü isimler yönetimden kimleri arıyor, arattırıyor, bunlara girersem hiç çıkamam... 

Şımarıklık, iş bilmemek almış başını gidiyor, yeni bir örnek vereyim; ünlü kişi daha bu yılbaşında yaşandı,bir kanalın yılbaşı programına katılıyor, çekimi yapıp gidiyor, üstelik de canlı yayın değil, canlı okuma değil, playback yapıp gidiyor, sonra tutturuyor "Ben görüntüleri izlemek istiyorum yoksa yayınlayamazsın" Kardeşim, neyi izleyeceksin, nerede izleyeceksin, bu görülmüş duyulmuş bir şey mi? Canlı bile okumamışsın, playback yapmışsın, sesim kötü mü bile diyemezsin... Hangi örneği vereyim?..
 

Ben ve benim gibi birkaç gazeteci arkadaşım, bizler 2 elin parmaklarını geçmeyiz, arkalarında kimse olmadan, mesleklerinde tanınmış, bilinmiş, izlenmiş, başarılı olmuş, alkışlanmış insanlarız. 
Karakterimden, kendimden, bu durumdan da gurur duyuyorum... 
Ama ben ve benim gibi emekçilerin, kimse olmadan geleceği yer burasıdır, bundan ötesi yoktur.