Bülent Ersoy, Günay Restoran'daki programında, Yıldırım Mayruk'un diktiği kıyafetle sahneye çıktı, kıyafetinin üzerindeki kürkün gerçek olup olmadığı soran gazetecilere "imitasyon kullanmam" dedi. Ardından sözlerine hakim olamayıp Ömür Gedik için "Tabii kürkümün orijinal olması hayvanları sevmediğim anlamına gelmiyor. Belki de Ömür Gedik’ten daha çok sever ilgilenirim, bakımlarını üstlendirtirim" dedi. İşte Bülent Ersoy ve Ömür Gedik hikayesi böyle başladı...

Ömür Gedik, Pazartesi sabahı Kanal D ekranlarında yayınlanan Müge Dağıstanlı ve Gülşen Yüksel'in hazırlayıp sundukları Renkli Sayfalar'a konuktu. Daha cümle kuramadan, Bülent Ersoy yayına bağlandı ve hiç susmadan konuştu. Ömür Gedik, Bülent Ersoy'u kürk giymemeye davet etti, bu konuda örnek teşkil etmesini istedi... Bülent Ersoy kimi zaman makuldu, kimi zaman ise, kürk kullanışını savunmak adına, örnekler verdi! İşte o konuşmanın satırbaşları!

Artık kürk giymeyeceğim. Kürk giyiyorum diye yumurta atacaklarmış; yumurta değil, taş atsınlar. Ben Allah'tan başka kimseden korkmam.
Bu savundukları konunun gerçek olduğuna inanmıyorum. Ben de hayvanları çok severim. Yıllar önce terzi Mualla Abla bana bir köpek getirdi, köpek hasta oldu ve öldü. Sonra kendim iki köpek aldım; onları da çok severdim ama zatürre olup öldüler. Buna dayanamayıp bir daha hayvan almadım. Bu, benim hayvansever olmadığımı göstermez. Ağzı var dili yok hayvanların; sadece sevgi ve şefkat bekliyorlar.
Bundan sonra kürk giymeyeceğim ama başkaları da deri ayakkabı giymesin, çanta takmasın, deri koltuklarda oturmasın. Gerçek kürk giyiyorum diye yapılan şey bana ihanet değil mi? Bundan sonra herkes yalın ayak dolaşsın, ayakkabı giymesin.
'ÇUVALLA PARA VERDİM'
Bana kimse zorla bir şey yaptıramaz ama artık beni kimse kürkle göremez. Sahip olduğum kürklerimi de bir yere bağışlayacağım. Bundan sonra kimseye deri ayakkabı giydirmem; giyenin ayağını parçalarım! Balık restoranına ve kebapçıya gidenlerin de boğazına çiğ balıkları sokarım.
Fikirlere saygı duyuyorum; hayvanlara acıyor olabilirler. Ben de oturduğum yerdeki tüm hayvanlara mama ve su verdiririm. Bunu kimse bilmez. O kadar uç seviyede bir starım ki, beni örnek aldıkları için üstüme bu kadar geliyorlar. Sanki kürk giymesem, Bülent Ersoy değil miyim?
Çinçilla kürküme 250 bin lira verdim. Leopar kürkümü de Sophia Loren'in kürkçüsü dikti. Parasını çuvalla verdim.
"Artık kürk giymeyeceğim" diyerek canlı yayındaki telefonu kapatan Bülent Ersoy, her nedense hızını alamayarak, Ömür Gedik hakkında, bu kez de Sabah Gazetesi'ne konuştu!
'KAPI GICIRTISI SESLİ KIZIM!'
"Vitrine gelmek, haber olmak için bir şeyleri kullanıp birilerinin omuzlarına basan, hatta sırtlarına çıkan bu içler acısı haliniz ne olacak? Geçenlerde bir kanalda gördüm ve halinize acıdım. Sanki şarkı söylemiyor da can çekişiyor gibi sesler çıkarıyordunuz. Ah benim kapı gıcırtısı sesli kızım; yazık sana, haline pek üzüldüm. O detone, sürtone ötesi, hiçbir sesi doğru basamadan, haddini bilmez bu çırpınışlarınız; stüdyolardaki son teknolojik aletlerle, yanlış basılan sesleri düzeltme makineleriyle dahi düzelemeyecek kadar içler acısı. Kapı gıcırtısı sesinizle üçüncü sınıf mekanlarda dahi solist altı bir seviyede sahne almaya razı olduğunuz halde, oralarda dahi üç gece ancak okuyup işine son verilir konumdaki, içler acısı haliniz ne olacak kızım ha? Yandın evladım yandın!"
Günay Restoran'daki konseri öncesi, gazetecilere durduk yere "Ömür Gedik'ten daha çok hayvanseverim" diyerek, bir polemiğin fitilini ateşleyen Bülent Ersoy'un, Ömür Gedik hakkındaki bu yeni hakarete varan cümlelerinden sonra, bakalım Ömür Gedik sessizliğini koruyabilecek mi?