Hesapta Aşk adlı ilk filmi vizyona giren yakışıklı oyuncu Burak Tozkoparan “Aşksız yaşamaya alıştım. Hayranım çok sevgilim yok. Evimin kapısına dayanan kızlar çığlık atıyorlar, ağlıyorlar. Onları çok seviyorum, iyi ki varlar” dedi.

Paramparça dizisinin Ozan’ı Burak Tozkoparan, şu günlerde çok heyecanlı ve aynı zamanda da çok mutlu. 12 Şubat Cuma günü Hesapta Aşk adlı ilk filmi vizyona giren Tozkoparan, önce filmiyle dizisini, ardından da Sevgililer Günü’yle aşk hayatını anlattı.
- Bu ilk filmin oldu.
Evet, aşırı heyecanlıyım, mutluyum ve gururluyum. Bu filmle sinemaya adım attım. Biliyorsunuz bugüne kadar beni sadece Paramparça dizisindeki Ozan karakteriyle tanıdınız. Bu filmle beyaz perdenin sihirli dünyasına girmiş oldum.
-Film nasıl oluştu, teklif nasıl geldi?
Hesapta Aşk, bana göre Türkiye’nin en güzel gençlik filmidir. Zafer Külünk’ün yazdığı senaryoyu okuyunca çok sevdim. Bu filmde mutlaka olmalıyım diye düşündüm. Filmi, Kristal Elma ödülü olan Gönenç Uyanık yönetti.

BU BENİM HAYATIMDAKİ İKİNCİ ROL OLDU
- Diziden yana problem olmadı mı?
Yok, zaten geçen yaz mevsimiydi çektiğimizde. Üç dört gün Datça’da kaldık, diğer günlerde de istanbul’daydık.
- Filmde Mert karakterini oynuyorsun.
Mert, bisiklet tasarımcısı, özgür ruhlu, dövüş ustası, çok yaratıcı ve özgüvenli bir genç. Mert karakterini çok sevdim.
- Paramparça’daki Ozan’dan sonra Hesapta Aşk’ın Mert’i oyunculuk hayatının ikinci rolü mü oldu?
Evet, Ozan’dan sonra Mert karakteri oyunculuk hayatımın ikinci rolü oldu.
- Mert’le Ozan farklı karakterler mi?
Mert de Ozan’a benziyor. Tabii Ozan’ın biraz daha keskin çıkışları var, Mert sıcakkanlı ve sevecen.
- Filmin oyuncu kadrosu da zengin.
Medcezir dizisinden tanıdığımız Meriç Aral, Ferhan Şensoy’un kızı Derya Şensoy, halk müziği sanatçısı İzzet Altınmeşe’nin oğlu Fırat Altınmeşe ve çocuk yıldız Kutay Kalabalık bana eşlik ediyor. Aramızda iyi bir sinerji oluştu, bu da filme yansıdı.
- Sevgililer Günü’nde bir mesaj vermek ister misin?
Evet, Sevgililer Günü’nde tüm sevenlere bir mesaj vermek isterim. Sevgi, hayatımızı güzelleştiren bir duygudur. Ancak gelir geçer ilişkileri değil, gerçek aşkı yaşamalısınız. Aşkı bulunca da kıymetini bilmelisiniz. Bugün (14 Şubat) sevgilinizle birlikte size en yakın sinemaya giderek Hesapta Aşk filmini izleyin.

ŞİZOFREN ROLÜ BENİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ
- Hayatında müzik de var.
Müziği çok seviyorum. Liselerarası müzik yarışmasında davul şampiyonluğum var. Pervane grubunda davul çaldım. Evimde davulum var, çalıyorum ve stres atıyorum. Davul zevki inşaatçılık yapan babamdan geçti. Babam hep Batı Müziği şarkıları dinlerdi. Müziği babam aşıladı bana.
KIVANÇ’A BENZETİYORLAR
- Artık oyunculuk önemli.
Yüzümü iyiden iyiye oyunculuğa döndüm. Önce oyunculuk.
- Ailenle mi yaşıyorsun?
Evet, bekar evine çıkmadım, ailemle birlikte yaşıyorum.
- Seni Kerem Bürsin’e ve Kıvanç Tatlıtuğ’a benzetiyorlar.
Zaten ilk kamera önüne geçtiğim banka reklamında Kıvanç Tatlıtuğ’un ilk gençlik halini oynamıştım. Kıvanç Tatlıtuğ’a benzetildiğimi biliyorum. Ancak, onlara değil, kendime benzemek isterim.
- Oyunculuk nasıl başladı?
Sinema televizyon bölümünde hocam olan ünlü sinema yazarı Burçak Evren “Sen oyuncu ol!” dedi. İşte çıkış noktam budur. Oyunculuk hiç hayalim olmadı.
- Oynamak istediğin rol nedir?
Akıl hastasını, şizofreni oynamak isterim. Bu roller çok önemli.

Aşkı yaşamayı çok ama çok istiyorum!
- Aynı sinerjiyi Paramparça dizisinde de yaşıyorsun, değil mi?
Erkan (Petekkaya) ağabey, Ebru (Özkan) abla, Civan (Canova) hoca, Cemal (Hünal) ağabey, her zaman destek oluyorlar, yardım ediyorlar. Paramparça dizisi benim için gerçek bir oyunculuk okulu oldu.
– 14 Şubat Sevgililer Günü’nde sevgilinle buluşacak mısın?
Sevgilim olmadığı için Sevgililer Günü’nde ne yazık ki yalnızım.
- Sevgilin olmasını istemiyor musun?
Elbette sevgilimin olmasını ve aşkı yaşamayı çok ama çok isterim. Ancak aşksız yaşamaya alıştım. Hayranım çok, sevgilim yok.
- Sevgili başka ama…
Elbette sevgili başka, aşk başka. Aşık çiftleri görünce onları çok kıskanıyorum. Yüzlerce kız benim, ben gerçek aşkın peşindeyim. Oturduğumuz apartman soyadmızın adını taşıyor. Genç kızlar kapımızı çalıyor. Evimin kapısına dayanan kızlar çığlık atıyorlar, ağlıyorlar, fotoğraf çektirip gidiyorlar. Onları seviyorum, iyi ki de varlar.
Sözcü Gazetesi