Hürriyet'ten Hakan Gence, Çağatay Ulusoy ile buluştu, merak edilenleri sordu.
Nereden çıktı bu ‘Delibal’?
‘Medcezir’in ilk sezonunun ortalarıydı. Yönetmenimiz Ali Bilgin’le iletişimimiz çok iyi. Ona bir film yapmak istediğimi söyledim. Kerem Çatay’a gittik. Ekip kuruldu. Karakterin bateri çalacağı belli oldu. Bateri derslerine başladım. Bundan sonra da bırakmam. 6 ay içinde karakter için 7 kiloya yakın verdim. Saçlarımı uzattım. Ayrıca karakterin bir rahatsızlığı var. O rahatsızlığa sahip birkaç kişiyle görüştüm.
Filmde pek çok dövmeniz var. Gerçekler mi?
Hayır. Dövme seviyorum ama cesaret edemem herhalde. Filmde 11 dövmem var. Hepsi sticker. Sette hazırlanmam kadınlardan uzun sürüyordu.

Sezen Aksu’nun yazdığı, ‘Mutlu Sonsuz’ isimli bir şarkı söylüyorsunuz filmde. Onunla tanıştınız mı?
Evet, çok gurur vericiydi. Kendisine ‘Sezen Hanım’ ya da ‘Sezen Abla’ dememi istemiyor, “Bana Sezen de” diyor. Şarkı için inanılmaz güzel sözler yazdı. Ben de çok hissederek söyledim. Sezen son konuşmamızda “Bir sosyal sorumluluk projesi için beraber bir şarkı söyleyelim” dedi. Kim istemez ki böyle bir şeyi?

Filmde, çırılçıplak göründüğünüz kısa bir sahne var ... O sahne çekilirken utandınız mı?
O sahnede gerçekten çıplaktım. Kamera açıları önemliydi. Utanmadım. Çocuğun psikolojik rahatsızlığını dile getirmek adına o sahne gerekliydi.
“Öpüşme sahnelerinde utandım” açıklamanız üstüne bu söyledikleriniz pek inandırıcı gelmiyor...
O dört yıl önceki bir röportajdan alınmış bir laf.

Leyla Lydia Tuğutlu sevişme sahnesinde gerildiğini söyledi. Sizi de korkuttu mu o sahne?
Abartılacak bir sahne yok. Ailece izlenebilecek bir film. Türkiye’de neden böyle oluyor anlamıyorum. Ufacık bir sahne her şeyin önüne geçebiliyor. Ben gerginlik yaşamadım. Sadece duyguyu hissettirmeye çalıştım.
‘AİLENİN ÇOCUĞU' DİYORLAR
Kadınlar sizi seksi bulduklarını söylediklerinde ne hissediyorsunuz?
Öyle mi buluyorlarmış?
Bulmuyorlar mıymış? Tanıdığım birçok kadın sizinle öpüşmek istiyor. Böyle durumlarda “Gelin öpüşelim” mi diyorsunuz yoksa uzaklaşıyor musunuz?
Bana şimdiye kadar “Merhaba, çok seksisin” diyen olmadı. Genelde ‘ailenin çocuğu’ diyorlar. Herhalde beni daha önceden tanıyormuş gibi hissediyorlar. Samimiyim. Yansıttığım karakterler de hep efendi çocuk karakterleriydi. Bu yüzden kendilerine yakın hissediyorlar herhalde.
Mütevazılığı bırakalım. Bu kadar arzulanmak bir süre sonra kafayı yedirtmiyor mu?
İşin o tarafına bakmıyorum. O sadece beni manevi olarak tatmin ediyor. Etrafımda çok seçenek var diye düşünüp kafamı karıştırmam.

GÜZEL BİR ÇOCUKLUK GEÇİRDİM
Annem de babam da emekli. 17 yaşında bir erkek kardeşim var. Güzel bir çocukluk geçirdim. Bizim zamanımızda sokak kavramı vardı. Ben de sokakta büyüdüm. Gerçek arkadaşlıklar kurardık. Telefon ve internet olmadığı için yüz yüze muhabbet ederdik. Basketbol oynardım. Antrenör olmak istiyordum. Sonra bir dönem soğudum. Ama hâlâ fırsat buldukça oynuyorum.