Sevgilisi Kerem Bürsin ile çıkacağı 3 aylık Amerika seyahatine hazırlanan Serenay Sarıkaya'nın röportajından bazı başlıklar şöyle:
Evrenle aran iyi galiba?
- (Gülüyor) Evet. Bunun için bir totem defterim var.
* Nasıl yani?
- İstediğim bir şeyi o deftere sayfalarca yazıyorum! Bu defteri İstanbul’a ilk taşındığım zamanlarda tutmaya başlamıştım. Çünkü piyasaya bodoslama girmiştim ve ne yapacağımı çok iyi bilmediğim endişeli, kayıp bir dönem yaşıyordum. Annemle sabahtan akşama kadar İstiklal Caddesi’ndeki bir kafede oturup sadece çay içerek “Ne olacak?” diye düşündüğümüz bir dönemdi.

* O dönem dizi filan yok muydu?
- “Limon Ağacı” dizisi yeni bitmişti. O diziden sonra uzun süre bir işim olmadı. Beş-altı ay İstanbul’da belirsiz bir dönem geçirdim. İşte tam da o zaman bu defteri tutmaya başladım. Çok istediğim şeyleri yazdığım bir defter.
* En son o deftere ne yazdın?
- Bu film projesini yazmıştım. Mesela “Lale Devri”nde oynarken Ay Yapım’ın işlerinde yer almayı çok istiyordum. Ay Yapım’ı da deftere yazmıştım “Çok istiyorum” diye. Ondan önce ise Mavi kampanyasıyla ilgili çok şey yazdım. Öyle ki ertesi gün menajerim Ayşe Barım’ı arayıp, “Ya Ayşe, bir jean markasıyla ben çok yakışmaz mıyız? Böyle bir şey neden yapamıyoruz? Çok istiyorum” demiştim.
* Madem öyle, spiritüel meselelerle aran nasıl? Farkındalık dozun yüksek mi?
- Şöyle bir insanım: Evreni “push” etmeyi sevmiyorum. Evrene kendimi full açmış durumdayım. Başıma gelen kötü bir şeyse, benim bundan almam gereken bir ders var diye düşünüyorum. O yüzden akışa engel olmam, değiştirmeye çalışmam. “Dur ve buradan bir ders çıkar” derim kendime. Eğer başıma iyi bir şey gelirse, bu benim ödülümdür diyorum. O yüzden yaşadığım şeylere bunu yaşamam gerekiyormuş gözüyle bakıp kabul ediyorum. Evren de bana bu nedenle iyi davranıyor gibi hissediyorum.
* Galiba bu yüzden olgun duruyorsun, ne dersin?
- Evet, hep olgun olduğumu söylüyorlar ama ben çocuk ruhlu olduğumu düşünürüm. Çok erken yaşta bu sektöre atılmam, annemle babamın ben küçükken boşanması, annemle benim kendimizi var etme çabamız... Tüm bunlar beni çabuk olgunlaştırmış olabilir. Düşün, ilk paramı kazandığımda 15 yaşımda filandım. O zamandan bu zamana olabildiğince ben göğüsledim evin yükünü. Dolayısıyla insan çarpa çarpa düzeliyor ve çabuk büyümek durumunda kalıyor. Peki mutsuz muyum? Asla! Yaşamak istediğim her şeyi yaşadım. Çok gezdim, eğlendim, gençliğimi de yaşadım. Bunların toplamı bugünkü beni yarattı. Mutluyum ve barışığım kendimle.

* Annen gibi genç yaşta çocuk sahibi olmak ister miydin?
- Avantajlı bir şey gibi görünüyor ama benim tarzım mı bilmiyorum. Öyle planlı programlı biri olmadığım için “Hadi erken çocuk yapayım da ileride onunla arkadaş olurum” gibi bir şey düşünmüyorum. Çocuk sahibi olmak çok küçümsense de büyük mesele. Bir insan dünyaya getirip onu iyi yetiştirmeye çalışmak bana şu an çok imkansız bir şey gibi geliyor. Öyle bir an gelmeli ki, “Tamam şimdi kendimi bir çocuğa adayabilirim” diyebileyim ve yapayım. Yoksa çocuğa da yazık.
* Milyonlarca genç takipçin var. Onlara rol model olmak gibi bir kaygın ya da isteğin var mı?
- Bu kadar genç bir kitleye hitap ettiğim için sorumluluklarım olduğuna inanıyorum. Pervasız olmam mümkün değil. İstiyorum ki onların hayatında bir farkındalık yaratabileyim. O yüzden kendi hayatımı güzel ve düzgün yaşamaya çalışıyorum. Çünkü ben ne yapsam onların nezdinde bir yansıması oluyor. Ne giysem, neyi tercih etsem ya da nereye gitsem... Dolayısıyla seçtiğim şeylerin onlara örnek olmasına gayret ediyorum. Onlara söyleyeceğim şu: Eğer bir şeyi başarabileceğinize inanıyorsanız asla inancınızı kaybetmeyin ve umutlu olun. Bir numaralı hayat felsefem bu! Bütün saflığınla bir şeyi kovalarsan karşılığında hep güzel şeyler gelir. Çok hırslı şeyleri de sevmiyorum.
Kerem’le beraber oynayacağınız filmin çekimleri ne zaman başlıyor?
- Nisan başında. Böyle bir film, uzun süredir yapmayı istediğim bir şeydi. Çünkü sinemada ya melodram ya da komediler var. Arada bir iş yapıldığını çok sık görmüyoruz. Gençlere hitap eden, insanların mutlu çıkacağı, müzik ve dansın ağırlıkta olduğu soft bir şey pek yok.
* Dansçıyı oynuyorsun filmde...
- Evet, ki ben uzun süre Latin dansı dersleri aldım biliyorsun. Filmdeki dans sahneleri için de Los Angeles’tan çok başarılı iki koreograf geldi, onlarla çalıştım.
* Biraz “Dirty Dancing” gibi bir şey canlandı gözümde...
- O kadar dans odaklı bir iş değil. Biraz dans, biraz müzik, biraz aşk. Bu bir şarkının filmi. Dansçı kız bir şarkı yazıyor. Erkek popstar bu şarkının peşine düşüyor ve bu şarkı sayesinde yeniden zirveye yükseliyor. Ve sonra aşk doğuyor. Ama tabii erkek karakter havalı olduğu için kızla aralarında ilk başta bir çatışma oluyor.
* Kerem’i bize nasıl anlatırsın?
- Aslında bu konuda çok bir şey anlatmak istemiyorum, ama gerçekten çok mutluyum. Her şey yolunda. Özel hayatımın ortalıkta olmasından hoşlanan biri değilim. Konuşmaktan çekinmiyorum, ama konuşmamayı tercih ediyorum.
* Peki... O zaman şöyle sorayım: Her ilişkide insan kendine dair yeni bir şey keşfeder ya. Senin bu ilişkide kendine dair keşfettiğin şey neydi?
(Düşünüyor)
* Hiçbir şey keşfetmediysen bırak derim...
- (Gülüyor) Yok, çok fazla şey var aslında. Beni daha sakin bir insan yaptı. Daha durmayı bilen, acele etmeyen bir insan yaptı. Çünkü tez canlıydım. İstediğim bir şey hemen olsun istiyordum. O anlamda Kerem beni bayağı yatıştırdı, ki bu çok hoşuma giden bir şey. Asıl mesele durabilmek ya. Hele ki her şey bu kadar hızlı akarken. Onu başarabildiğime seviniyorum.
* Şimdi beraber seyahat edeceksiniz. Rota belli mi?
- Kendi adıma keşfetmeye yönelik bir seyahat olsun istiyorum. Hayat bizi nereye sürüklerse oraya gideceğiz. Benim ilk uzun seyahatim olacak. 2-3 ay gibi bir süre. Önce Los Angeles’a gidilecek. Sonrasını planlamadık.
* İlişkide sürükleyen misin sürüklenen mi?
- Galiba ikisinden de yeterli miktarda! Dediğim gibi çok zor ikna oluyorum birini hayatıma almak konusunda. İkna olduğum zaman ise çok sahip çıkıyorum. Dolayısıyla bir anlamda hem sürükleyen ve sürüklenenim.